İstanbul Tüp Bebek Merkezi

Tüp Bebek Tedavisi

İstanbul Tüp Bebek Merkezi, Tüp bebek tedavisi istedikleri halde bebekleri olmayan evli çiftlere yapılan yaklaşık olarak 40 yıldan beri uygulanan bir yöntemdir. 

Türkiye’de en popüler kısırlık tedavi yöntemlerinden biri tüp bebek merkezlerinde gerçekleştirilmektedir. 

  • Açıklanamayan infertilite 
  • Tüp tıkanıklığı 
  • Meni problemleri, meni azlığı veya meni yokluğu (OAT ve Azospermi)
  • Yumurtalık kapasitesinin azlığı over rezervi düşüklüğü
  • Yumurtlayamama Anovulasyon
  • Polikistik over hastalığı PCOS
  • Tüplerde tıkanıklık 
  • Rahim iç zarını etkileyen miyom polip yapışıklık   

gibi hastalıklar sonucu tüp bebek tedavisi ile gebe kalınabilmektedir.

Tüp bebek yöntemi kadından ilaçlarla uyarılmış

  • Yumurtaların toplanması (OPU)

ve bu esnada erkekten normal yolla ya da cerrahi yolda

  • Sperm alınmasını

takiben bunların laboratuvar ortamında

  • Döllenme (ICSI ya da IVF)

ile hazırlandıktan sonra rahim içine verilmesi yani

  • Embriyo tüp bebek transferi

prensibine dayanır.

Kadından alınan yumurtalar laboratuvarda mikroenjeksiyon (ICSI) ile erkekten alınan spermlerle döllenir. Döllenme sonrası 1-2-3-4 ve 5. gün büyümeleri embriyoskop ile takip edilir embriyoskop sisteminde 24 saat kayıt yapan video kameralar bulunmaktadır.

İstanbul Tüp Bebek Merkezi Embriyoloji uzmanı hızlandırılmış video kamera görüntülerini inceleyerek embriyoların gelişmesini takip eder.

Time lapse denilen bu yöntemde embriyolar 1. saniyeden 5. güne kadar takip edilirler, gelişimindeki duraklamalar, aksamalar ya da bozukluklar sürekli incelenir. Laboratuvar ortamında hazırlanan embriyolar tüp bebek tedavisinde embriyo transferi (tüp bebek transferi) denilen işlemle anne rahimine verilir. Tüp bebek tedavisinin aşamaları her düzeyde oldukça önemlidir

Tüp bebek tedavisinde yumurtaların döllenmesi oluşan embriyoların oluşturulma biçimi klasik tüp bebek yani IVF ve mikroenjeksiyon olarak ikiye ayrılır.

Robert G. Edwards tarafından ilk olarak 1978 yılında toplanan yumurtalarının yanına belirli bir solüsyon içinde belirli sayıda sperm bırakılıp kendiliğinden döllenen yumurtaların oluşturduğu klasik tüp bebek yöntemi yani IVF.

1989 yılında İtalyan embriyolog Gianpiero Palermo tarafından yanlışlıkla spermin mikromanipülatör denen cihaz ile yumurtanın içine enjekte edilmesi sonrası bulunan mikroenjeksiyon yani ICSI yöntemi özellikle erkek faktörü olan yani sperm azlığı olan durumlarda tercih edilirken klasik tüp bebek tedavisi ancak erkek faktörü olmayan sperm azlığı bulunmayan durumlarda tercih edilebilir.

Tüp bebek tedavisi mi yoksa aşılama tedavisi mi uygulanmalı kime ne zaman neye göre karar verilmeli?

Aşılama Tedavisi

Aşılama tedavisi tüpleri yani rahimi yumurtalığa bağlayan içinden yumurta ve spermin taşındığı organları çalışan, açık olan kadınlarda eğer herhangi bir şekilde kısırlık durumu açıklanamıyor ise erkekten alınan spermin çeşitli yıkama işlemlerinin ardından en hızlıları belirlenerek özellikle yumurtlama tedavisinden sonra yumurta atılımını müteakiben hazırlanmış hızlı spermlerin kanül, kateter denilen bir boru ile verilmesi prensibine dayanır. 

Aşılama tedavisi için öncelikle kadına yumurtalarını büyütülecek ilaç tedavisi verilir yumurtalar ve foliküller belirli bir boyuta ulaştığında çatlatma iğnesi denen HCG enjeksiyonu yapılır. 

Çatlatma iğnesinden yaklaşık 24-36 saat sonra 1 veya 2 kez rahim içine hazırlanan spermler verilir. Bu yöntemde kadında olmazsa olmaz şey tüplerin açık ve çalışıyor olması gerekliliğidir.

Erkeğin sperminin çok az olduğu ya da hiç sperminin olmadığı durumlarda ve yine sperm hareketliliğinin çok çok az olduğu durumlarda aşılama tedavisi uygulanamaz. Ayrıca aşılama tedavisinin yumurtalık uyarılma tedavisi olmadan yapılması ya da 3 den daha fazla yapılması başarı şansını azaltır. 

İstanbul Tüp Bebek Merkezi Tüp bebek tedavisi ile aşılama tedavisi arasında en önemli farklardan bir tanesi aşılama yapılabilmesi için tüplerden en az birinin açık olması ve sperm sayısının belirli bir düzeyin üzerinde olması gerekliliğidir.

Tüp Bebek Tedavi Aşamaları nedir?

Normal üreme fonksiyonları olan bir kadında her ay yaklaşık olarak 28 günde bir bir adet döngüsü gerçekleşir. 

Adetin 1. gününde büyümeye başlayan yumurta keseciği yaklaşık olarak 12-14 gün arasında maximum boyuta ulaşarak içindeki yumurta hücresini tüplere doğru atmaktadır. Normal adet döngüsü olan kadınlarda atılan yumurta sayısı %95 olasılıkla tek yumurta şeklindedir, atılması sırasında veya sonrasında normal sperm sayısı olan eşiyle ilişkiye girdiğinde spermlerden bir tanesi bu yumurtayı bularak döllemekte ve gebelik oluşmaktadır. Normal yolla bu şekilde gebelik oluşma ihtimali bir ay içinde yaklaşık olarak yüzde 10 ila 20 civarındadır

Tüp bebek tedavisinde normal adet döngüsünün başındaki gibi tek yumurta oluşturmak için değil, oluşturulabilecek maksimum sayıda yumurta oluşturmak için gereken yumurta geliştirici ilaç tedavisi başlanır ve yumurta gelişiminin aşamalarının takibi için iki üç günde bir vajinal ultrason yapılır, ultrason testlerinin yanında yumurta gelişimini gösteren kan hormonları da düzenli aralıklarla bakılmaktadır.

Olgun hale gelen yumurtalar son olgunlaştırıcı çatlatma iğnesi yapıldıktan yaklaşık 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi (OPU) ile toplanarak erkekten alınan spermlerle ile klasik tüp bebek (IVF) yada mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi ile döllenir yumurta toplama işlemine opu işlemi denilmektedir, bu işlem lokal ya da genel anestezi altında yapılabilmektedir.

Yumurta toplama işlemi sonrasında toplanan yumurtalar bir süre inkübatör denilen kapalı cihazlı ortamlarda bekletilirler bu beklemenin ardından erkekten alınan sperm hazırlanır. Hazırlanan spermlerden belirli bir solüsyon içinde uygun olanları hazırlanır inkübasyon ortamı denilen sıcaklık ve hava değerleri (oksijen, karbondioksit  vb) ayarlanmış ortamlarda bekleyen yumurtalar çevresindeki hücrelerden (cumulus oophorus) ayrılması için Hyase denilen işleme tabi tutulur. Bu işlem sırasında (denudasyon) çevrelerindeki hücrelerden ayıklanır. Denudasyon işleminden sonra yumurtalar tekrar inkübasyon ortamında ICSI yani döllenme için bekletilirler. Yumurta ayıklaması denudasyon işleminden sonra yumurtalar gelişim evrelerine göre 

  • Germinal vezikül 
  • M1 ya da 
  • M2 olarak ayrılırlar. 

Germinal vezikül halinde olanlar döllenme yeteneği olmayan yumurtalardır. M1 yumurtalar bazen laboratuvar ortamında beklenildiğinde M2 ye dönüşüm gösterebilmektedirler M2 yumurtaların M1 lerden farkı polar cisimciği olmasıdır.

ICSI işlemi mikromanipülatör cihazı ve ICSI mikroskobu vasıtası ile yapılır. 

Yumurta ve spermler çok büyük büyütme ile mikromanipülatör denen yumurta ve spermi tutmaya yarayan alet vasıtasıyla bir araya getirilerek mikroenjeksiyon ile döllenirler.

Oluşturulan embriyolar tekli ya da ardışık basamaklı kültür solüsyonları içinde inkübasyon ortamında ve embriyoskop gözetiminde time lapse kullanılarak takip edilir. Embriyoların gelişim yeteneklerine göre rahim içine verilmesine karar verilir ya da embriyolar dondurulabilir.

Embriyo Dondurma

Elde edilen embriyolar laboratuvar ortamında gözetim altında tutulurlar eğer o dönemde tüp bebek transferi yapılmayacaksa belirli yöntemlerle sıvı azot içerisinde dondurularak uzun süre saklanabilirler. 

Türkiye Cumhuriyeti yasaları gereği dondurulan embriyolar 5 yıla kadar saklanabilir. Ancak gerekli izinler alındıktan sonra bundan daha uzun sürede saklama yapılabilir.

Çiftler evli oldukları sürece embriyoları laboratuvar ortamında saklanarak bekletilir ancak çiftlerden birinin 

  • Vefat etmesi 
  • Çiftlerin ayrılması ya da 
  • Çiftlerden herhangi birinin ağır psikolojik rahatsızlık içinde olması 

durumunda embriyolar yine Sağlık Bakanlığının izni neticesinde imha edilebilirler. 

Oluşturulan embriyolardan kaç tanesinin transfer edileceği hastanın kliniğine daha önce geçirdiği tüp bebek sayısına ve yaşına göre belirlenir.

Örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde yasalar gereği 

  • 35 yaşın altındaki kadınlarda ilk 2 tüp bebek denemesinde bir embriyo transferi edilebilirken 
  • 35 yaşın üzerinde ya da ikinci tüp bebek denemesinden sonra 2 embriyo transfer edilebilir.

Burada yasaların koyduğu kuralın amacı çoğul gebelik oluşmasının önüne geçmek ve ileri yaşlardaki kadınlarda gebelik şansını arttırmaktır.

Tüp bebek tedavisi yapılan durumlar nelerdir?

Evli çiftler korunmasız cinsel ilişkiye ve istemelerine rağmen bir yıl içinde gebelik şansı bulamıyorlarsa burada bir kısırlıktan söz edilir kısırlık tıp dilinde infertilite olarak adlandırılır. 

İnfertilitesi olan hastalar eğer normal yollardan gebe kalamıyorlar ise yapılan medikal veya basit tedavilerden sonra da gebelik oluşmadıysa ya da bu tedavilerle gebelik oluşabilir görünmüyor ise tüp bebek tedavisi almak için tüp bebek merkezine başvurabilirler.

Tüp bebek tedavisi yapılacak hastalar arasında en çok 

  • Erkek faktörü olan yani sperm hareket azlığı veya sperm sayısı azlığı olan hastalar bunun yanında 
  • Yumurtlama problemi olan ya da 
  • Yumurta rezervi azlığı yumurta sayı azalması olan hastalar bulunmaktadır.

Sperm sayısı azlığı ya da yumurta sayısı azlığı maalesef kötü yaşam koşulları genetik ve yaşla beraber geriye dönüşsüz olarak etkilenmektedir. 

Bazı genetik hastalıklarda erkekte hiç sperm bulunmayabilir yine kadında eğer ailesinde yumurta azlığı olan hastalar varsa bunlarda da yumurta azlığı görülme olasılığı artar yine kadında ailede erken menopoz öyküsü olması yumurta azalması için bir risk faktörüdür 

Tüp bebek tedavisi için yaş sınırı var mıdır? Tüp bebekte yaş sınırı. 

Tüp bebek tedavisi 18 yaşını doldurup menopoza girmemiş kadınlara uygulanabilme potansiyeli olan bir tedavidir ancak Tedavinin yapılabilirliğini belirleyen şeyler kadının yumurtalık durumu daha önceden çocuk sahibi olunması, kronik bir rahatsızlığı olup olmaması durumuna göre karar verilir. 

Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre tüp bebek tedavisi için devlet kurumlarından rapor alınabilmesi için 23 ila 40 yaş arasında olmak gerekmektedir.

Kadında eğer azalmış yumurtalık kapasitesi var ise yumurta rezervi zamanla daha da azalacağı için tüp bebek tedavisine geçmek konusunda zaman kaybedilmemesi gerekir.

Yine kadında iki taraflı olup açılamayacak derecede 

  • Tüp tıkanıklığı 
  • Erkekte azospermi denilen menide hiç sperm olmaması durumu ve 
  • İleri derecede azalmış yumurtalık rezervi

olan durumlarda tüp bebek tedavisi vakit kaybedilmeden yapılmalıdır.

Kız bebekte doğum esnasında maksimum sayıda olan yumurta hücresi sayısı özellikle genç kızlığa girilen dönemden itibaren her geçen gün gittikçe azalmaktadır.

Bu bilimsel veri bize özellikle evlilik çağında gebe kalma problemi yaşayan ve bu nedenle yapılan ultrasonda veya over yumurtalık rezervi testlerinde düşük yumurtalık rezervi (düşük over rezervi) saptanan kadınların vakit kaybedilmeden ve titizlikle üreme kapasitesinin ortaya konması gerçeğinin çok önemli olduğunu göstermektedir. 

Bu gibi durumları olan kadınlarda bilgilendirilme detaylıca yapılıp yumurta rezervi geri döndürülemeyeceği için hali hazırda sahip olduğu yumurta kapasitesi over rezervi daha da azalmadan bu yumurta hücrelerinin evli ise tüp bebek şeklinde evli değilse yumurta dondurma şeklinde saklanması oldukça önemlidir.

Yumurta rezervi basit bir jinekolojik muayene ve bazı kan testleri ile kolayca saptanabilir burada kullanılan testler antral folikül sayısı ve anti müllerien hormon (AMH) dur 

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

İstanbul Tüp Bebek Merkezinde gerek başında gerekse tüp bebek tedavisi sırasında ya da embriyo transferi sonrası kullanılan pek çok ilaç bulunmaktadır.

Bu ilaçlar ileri teknolojik yöntemlerle üretilen birçoğu ithal edilen ve çok pahalı ilaçlardır. Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar dikkatlice kullanılmazsa maalesef tüp bebek tedavisi başarısızlıkla sonuçlanabilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların etkileri genellikle;

  • Yumurta büyümesine 
  • Yumurta çatlatılmasına 
  • Yumurtanın erken çatlamasının önlenmesine 
  • Yumurtaların eşit düzeyde büyümesine olanak vermesine 
  • Yumurta olgunlaştırılmasına 
  • Rahim iç zarı hazırlanmasına 
  • Bebeğin tutunmasına yardımcı olmasına göre özellikleri vardır

Çeşitli tüp bebek tedavisi protokollerine göre değişmek kaydıyla bazen bir önceki adetin son 10 günü ya da bulunan adetin ilk 3 günü içerisinde tedaviye başlanır. Buradaki amaç yumurtalıklardaki yumurta hücrelerinin hazırlanıp uyarıyla büyütülmesidir Büyütülen yumurtaların toplama öncesinde çatlamaması için yine farklı ilaçlar tedaviye eklenir. Daha sonra da olgunlaşan yumurtaların toplanabilmesi için çatlatma iğnesi yapılır bu süreden sonra embriyo transferi yapılacaksa rahim iç zarı hazırlığı ve embriyonun tutunması için ekstradan ilaçlar verilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar her hastaya göre değişmekte dozları farklı olabilmektedir, ilacın şekli ve dozları muayene sonrası ve tedaviye yanıt sürecinde belirlenir. Sizin için geçerli olan tedavi bir tanıdığınız için geçerli olmayabilir tüp bebek tedavisi kişiye özgü bir tedavidir.

Tüp bebek tedavisinde kullanacağınızı ilaçları buzdolabınızın yumurtalık bölümünde saklayınız.

İlaçları size daha önce anlatılan şekilde dozlarına dikkat ederek ve tarif edildiği şekilde (göbek bölümünden ya da koldan) yapınız.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar size söylenen saatlerde yapılmalıdır.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar size anlatılan sırayla ve anlatılan bölgeden yapılmalıdır yanlış bölgeden yanlış saatte ya da yanlış sırayla yapılan ilaçlar tüm tüp bebek tedavinizin boşa gitmesine sebep olabilir.

Özellikle yumurta büyüdükten sonra çatlatma iğnesi denen iğnenin yapılacağı tarih, saat ve bölge çok önemlidir. Çünkü çatlatma iğnesinden sonra yumurta toplama işleminin yapılacağı gün ve saat net bir şekilde belli olacaktır. 

Örnek olarak çatlatma iğnesinden yaklaşık 36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılacaksa size söylenen tarihte yapmadığınızda yumurta toplama işlemi tüp bebek merkezinin açık olmadığı bir saate veya güne denk gelebilir ve tüp bebek tedaviniz iptal olma tehlikesi yaşayabilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlardan rahim iç zarı hazırlanması ve embriyo tutunmasına fayda sağlayan progesteron ve östrojen içeren ilaçlar embriyo transferi yapılacak adet döngüsünde veya dondurulduktan sonra başka bir adet döngüsünde kullanılacaktır.

Tüp bebek tedavisinin yan etkileri nelerdir

1) Sık Görülen Yan Etkiler

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların uygun dozlarda yan etkileri çok az olmaktadır. Bunlardan en sık olanları göğüslerde hassasiyet baş ağrısı kasık ağrısı bacaklarda ve vücutta hafif derecede ödem olarak sayılabilir

2) OHSS (yumurtalık aşırı uyarılması sendromu) 

Tüp bebek tedavisi sonrası özellikle Polikistik Over Sendromu olan hastalarda görülen ve tüp bebek tedavisine bağlı oluşan yan etkilerden en ağır olanı yumurtalık aşırı uyarılma sendromu yani OHSS durumudur

OHSS normal dozda verilen tüp bebek tedavisi ilaçlarına bağlı yumurtalıkların aşırı büyümesi, aşırı derecede östrojen hormonu salgılaması ve karın bölgesinde aşırı sıvı toplanması ile karakterize bir durumdur. OHSS Tüp bebek tedavisi ilaçları özellikle Polikistik Over Sendromu olan hastalarda düşük dozlarda verilerek çatlatma iğnesi değiştirilerek ve aynı dönemde tüp bebek transferi yapılmadan ertelenip dondurularak çözülebilen ve günümüzde neredeyse iyi merkezlerde hiç görülmeyen bir sendromdur.

3) Çoğul gebelik 

Tüp bebek tedavisinin yapılmaya başladığı dönemlerde özellikle çoklu embriyo transferi yapıldığı zaman çoğul gebelik sık görülen bir yan etki olarak karşımıza çıkmakta idi. Son 10 yılda özellikle tıbbi bilgilerimiz ve bu bilgiler doğrultusunda konulan yasalar gereği 35 yaşın altında ve bir ve ikinci tüp bebek denemesinde tek embriyo transferi politikası çoğul gebelik oranını azaltmaya yöneliktir. 

Tek embriyo transferi yapılan durumlarda bazen embriyo kendiliğinden ikiye bölünüp tek yumurta ikizi şeklinde çoğul gebelikler karşımıza gelebilmektedir. Monokoryonik ikiz gebelik (Tek yumurta ikizi) denen bu durum özellikle gebelik takibi açısından dikkat edilmesi ve titizlikle incelenmesi gereken bir durumdur. Tek yumurta ikizliği tüp bebek tedavilerinde oldukça nadir görülen bir durumdur. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsak gebelik takibi sırasında muhakkak perinatoloji uzmanı tarafından değerlendirme istemekteyiz.

Tüp Bebek Tedavisi Ne Zaman Uygulanmalıdır

Erkeğe ait nedenler

Kısırlık durumuna erkek eşin sebep olduğu durumlar toplum genelinde düşünüldüğünde %40 civarındadır

Erkekte sperm üretim veya aktarım bozuklukları düşünüldüğünde en sık sebepler 

  • Varikosel 
  • Genetik bozukluklar 
  • İmmünolojik nedenler 
  • İnmemiş testis 
  • Boşalma bozuklukları 
  • Hormonal bozukluklar 
  • Enfeksiyonlar 
  • Testis yetmezliği 
  • Sperm kanalı tıkanıklığı 

kısırlık sebepleri arasında sayılabilir

Tüp bebek tedavisine karar verildi ise eğer normal yolla ya da cerrahi TESE, MİKROTESE gibi işlemlerle çok az miktarda bile sperm bulunması çocuk sahibi olmak için yeterli olabilmektedir.

TESE MİKROTESE gibi işlemler lokal ya da genel anestezi ile yapılan ve tekniklerin çok gelişmesinden dolayı aynı gün taburcu olup normal hayata devam edilebilen uygulamalardır.

Erkekte menide hiç sperm bulunmaması ya da aşılamaya yetmeyecek kadar az bulunması durumunda tüp bebek tedavisi önerilir.

2) Kadına ait sebepler

Kadına ait kısırlık sebepleri yaklaşık %40 civarındadır

  • Yumurtaya ait nedenler:

Yumurtaya ait nedenler arasında en sık görülen nedenlerden birisi yaş veya genetiğe bağlı olarak yumurtalık rezerv azlığıdır. Yumurtalık rezervi azlığı durumlarında eğer 6 ay içinde normal yollarla gebelik oluşmuyorsa tüp bebek tedavisine geçilmelidir. Yumurtalık rezervi azlığı durumlarında tüp bebek tedavisinde yumurta toplama işlemi birden fazla sayıda yapılabilir. 

Bu yöntemle toplanan yumurtalar defalarca spermle döllenerek daha çok embriyo oluşturup embriyo havuzu (embrio pooling) tedavisi yapılabilir böylelikle tek seferdeki tüp bebek transferi yapıldığında gebelik şansı arttırılmış olur.

Yumurtaya ait nedenlerden bir tanesi de yumurtlama olmaması yumurtlayamama yani anovulasyon hastalığıdır. Anovulasyon hastalığı özellikle Polikistik Over Sendromu denen düzensiz adet kilo alımı ciltte yağlanma ve tüylenmede artış ile seyreden ve kısırlık yapan bir sendromda sık görülmektedir.

  • Tüplerde tıkanıklık:

Tüpler, rahimi yumurtalığa bağlayan hareketli ve işlevleri olan üreme için son derece önemli organlardır. Tüpler ince bir boru şeklinde, salgı yapan, hareketli bir dokudan oluşmaktadır. Tüpler yumurtalıkta her ay atılan yumurtayı yakalayarak rahim içine doğru çok ince hareketlerle taşıma ve sperm ile buluşturmak ile görevlidir. Sperm ve yumurta için uygun kimyasal ve biyolojik ortamı sağlayarak döllenmeye katkıda bulunur.

Tüpler çeşitli nedenlerden dolayı üreme fonksiyonlarına katkılarını kaybedebilirler 

  • Doğuştan oluşan ve tüplerin tamamının ya da bir kısmının fonksiyon göremediği bozukluklar, 
  • Geçirilmiş enfeksiyon hastalıklarına bağlı karın içinde pelviste yumurtalık ve tüpler üzerindeki birtakım yapışıklıklar,
  • Tüplere uygulanan cerrahi işlemler,
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar,
  • Batın içi ameliyatlar,

tüplerin fonksiyonlarının bozulmasını da beraberinde getirebilir 

Tüpler eğer yumurta hücresini yumurtalık dokusundan alıp döllenmesi için sperm ile buluşturamaz ise bu kesin bir kısırlık sebebi olarak sayılabilir özellikle çift taraflı etkilenen tüp hastalıklarında tüplerin fonksiyonunun geriye döndürülmesi cerrahi olarak mümkün değilse tüp bebek tedavisi kaçınılmazdır.

Tek taraflı tüp tıkanıklıklarında gebelik ihtimali aşılama ve normal yolla da mümkün olmakla beraber bir miktar azalmıştır.

Tüpleri etkileyen ve oldukça ağır seyreden çikolata kisti endometriozis hastalığı da hem tüpleri hem de rahim ve yumurtalık dokusunun anatomik ve fizyolojik yapısını oldukça bozmaktadır. Tüplerin fonksiyonunun olmasa bile anatomisinin ve açıklığının olup olmadığını değerlendirmek için ilaçlı rahim filmi de denen HSG yöntemi tüp bebek ve kısırlık yani infertilite değerlendirme muayenesinde ilk istenen testlerdendir.

  • Rahim içi zarında görülen bozukluklar: Sineşi-Asherman sendromu

Rahim iç zarı gebelik haricinde her adet döneminin başında kanama ile beraber dökülen, yumurta hücresinin salgıladığı bir takım östrojen denilen hormonlar ile kalınlaşan, daha sonra çatlayan yumurtadan salgılanan progesteron denen hormonlar ile gebelik tutulmasına uygun hale gelen bir yapıdır. Rahim iç zarı öyle hassas bir yapıdır ki bir kez zarar gördüğünde eski halini tekrardan alması ancak defalarca yapılan ameliyatlardan sonra mümkün olmaktadır. Rahim iç zarı yapışıklığı ya da Rahim yapışıklığı denen bu durum enfeksiyonlar ve cerrahi müdahaleler sonrası görülebilmektedir.

  • T uterus T shape uterus:

T şeklinde rahim şekil bozukluğu son 15 yıldır üzerine düşünülen bazen kısırlık ile beraber olan ve rahim iç zarı inceliği ile seyredebilen doğuştan rahim şekil anormalliğidir.

Bazı durumlarda özellikle tekrarlayan düşüklerde ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında başka bir sebep yok ise T şekilli rahim anormalliği histereskopi ile tedavi edilebilir.

  • Endometrial polipler: 

Rahim iç zarını oluşturan dokunun aşırı çoğalması sonucu oluşan yüzeyden kabarık kanamalı ve yer işgal eden lezyonlara endometrial polip denmektedir. Endometrial polipler tek sayıda olabileceği gibi çok sayıda olabilirler. Sayı ve boyutları değişken düzeydedir. Endometrial polipler embriyonun yerleşeceği bölgeyi işgal etmesinden dolayı gebelik oluşmasına engel olabilirler. Özellikle büyük boyutlu ya da tüp girişlerine yerleşen polipler kısırlık sebebi olabilmektedir. Endometrial polipler aynı zamanda rahim içi dokusunda kanama yaparak oluşan ya da devam eden gebeliğin durumunu tehlikeye atabilirler. Tüp bebek tedavisi sırasında endometrial polip saptandığında genellikle histereskopi yöntemiyle endometrial polipler çıkarılır. Bazı endometrial poliplerin özellikle menopoz öncesi dönemdeki hastalarda rahim iç zarı kanserini taklit edebilme potansiyeli de vardır. Endometrial polipler östrojen bağımlı oluşumlardır. Özellikle üreme çağında sık görülürler. Tüp bebek tedavisi sırasında da yeni oluşan endometrial polipler görülebilir endometrial polipler ultrasonla ya da rahim içine sıvı verilerek yapılan vajinal ultrason yani SIS yöntemi ile çok rahatlıkla teşhis edilebilirler.

  • Myomlar

Miyomlar kadınlarda yaygın olarak bulunan düz kas hücreli oluşumlardır. Miyomlar rahim duvarında, rahim içinde ya da rahim dışında yerleşebilirler. Rahim içinde yerleştiği durumlarda gebelik şansını olumsuz etkilerler. Rahim dış duvarında da bulunan miyomların belirli boyutları geçmeleri halinde kısırlık yapabilecekleri yönünde düşünceler mevcuttur. Miyomlar rahim içinde bulunduklarında adet düzensizliği, aşırı adet kanaması, düzensiz adet kanaması, kasık ağrısı, adet ağrısı gibi şikayetler verebilirler. Yapılan ultrason sonucu miyomlar çok büyük olasılıkla boyut ve yerleşim yeri olarak tespit edilebilir rahim iç zarını bozan, kanama yapan, ağrı yapan, kısırlık yapan miyomlar cerrahi yöntemlerle çıkarılırlar. Bu cerrahi yöntemler arasında laparoskopi, histeroskopi ya da açık cerrahi tercih edilebilir. Tüp bebek tedavisi öncesinde ya da tüp bebek tedavisi sırasında fark edilen miyomlar embriyo yerleşmesini bozacak şekilde görünüyorlarsa cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Aynı zamanda miyomlar gebelik süresince büyüyerek ağrı yapabilirler. Bu yüzden miyomların tüp bebek tedavi sürecinden önce mümkünse çıkarılması önerilmektedir.

  • Endometriozis çikolata kisti hastalığı

Çikolata kisti hastalığı normalde endometriyum denen rahim iç zarını döşeyen tabakanın yumurtalıkta bulunması durumunu ifade eder. Endometriozis hastalığı yoğun kasık ağrısı, adet sırasında ağrı, ilişki sırasında ağrı ve kısırlık ile beraber seyreder. Endometriozis özellikle rahim, yumurtalık ve tüpler gibi yapıların anatomisini bozarak, yumurtalık dokusuna zarar vererek, yumurtalık rezervini azaltarak ve bir takım yumurta ve embriyo hasarı yapan maddeler oluşturarark kısırlık oluşmasına katkıda bulunur. İleri evrelerdeki endometriozis hastalığında tüp bebek tedavisine geçmek gerekebilir. Endometrioma yani çikolata kistleri eğer sadece yumurtalıkta yerleşmişse bunları çıkarmanın yumurtalık rezervine zarar verip vermeyeceği hastaya göre belirlenmeli cerrahi yapılması kaçınılmaz ise yumurtalık dokusuna olabildiğince zarar vermeden çıkarılması önerilmektedir.

  • Rahim ağzı bozuklukları

Normalde adet ortası dönemde oluşan rahim ağzındaki mukus tabakası sperm geçişine olanak sağlayarak gebelik oluşmasını kolaylaştırır ancak bazı doğuştan olan hastalıklar, geçirilmiş rahim ağzı hastalıkları ya da rahim ağzı cerrahileri rahim ağzında bozukluk yaparak sperm geçişini önler ve gebe kalma sürecini olumsuz etkiler.

  • Kalıtsal kan pıhtılaşma bozuklukları

Uzun bir süredir kısırlık ve düşükler nedeniyle araştırılan ve bu nedenle tedavi edilen kalıtsal kan pıhtılaşma bozukluklarının kısırlık ile ilişkili olma olasılığı son derece azdır.

Fakat hem tüp bebek kliniği ile uğraşan hekimler hem de hastalar kalıtsal kan pıhtılaşma bozuklukları tespit edildiğinde kan sulandırıcı ilaçları kullanma eğiliminde olmaktadır. Ancak bu ilaçların sebep olabileceği tıbbi riskler göz önünde bulundurulmalı ve hasta yararı için verilmek istenen bu tedavinin gerekliliği muhakkak düşünülmelidir.

  • İmmünolojik nedenler

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan ya da tekrarlayan düşükleri olan hastalarda bazı immünolojik testlerde pozitiflik çok sık rastlanılan bir durumdur. Bazı otoimmün hastalıkları olan kadınlarda infertilite görülme olasılığı artmıştır. Otoimmün hastalıklar, immünolojik nedenler özellikle yumurta fonksiyonunu ve yumurtalık rezervini azaltarak etki ediyor olabilir.

Aynı zamanda kadın üreme organlarında erkek spermine karşı gelişen otoantikor varlığında gebelik oluşması olumsuz etkilenebilir. İmmünolojik nedenler varlığında tüp bebek tedavisi başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisinin Aşamaları

1- Görüşme ve Muayene:

Yapılan değerlendirme sonucunda normal yol ile ya da aşılama ile gebe kalabileceği ihtimali olmayan hastaların tüp bebek tedavisi için gereken laboratuvar ve görüntüleme testleri yapıldıktan sonra adetin belirli bir döneminde tedaviye başlamak üzere görüşme planlanır. İstenilen testler arasında tiroid fonksiyonlarını gösteren testler (TSH), kan sayımı (Hemogram), kan şekeri, karaciğer, böbrek fonksiyon testleri, bulaşıcı hastalıkları içeren test paneli (AntiHIV, Anti HCV, Hbsag) yumurtalık ve süt hormonlarını gösteren testler (AMH, PRL, FSH, LH, E2, P4) istenir. Bilinen bir hastalık var ise ya da Testlerde bir problem çıktıysa bu sorun öncelikle ortadan kaldırılır. Ayrıca çiftlerin sigara, alkol gibi kötü alışkanlıkları var ise bu konuda danışmanlık verilir. Yine kadın hastada kilo fazlalığı mevcutsa öncelikle kilo kontrolü diyeti ve kilo vermesi başarı şansını artıracaktır.

Yapılan jinekolojik muayene sırasında rahim ağzının pap smear testi ile değerlendirilmesi ve varsa vajinal enfeksiyonun tedavi edilmesi tüp bebek tedavisinden önce önemlidir. Yapılan jinekolojik muayene ve ultrason sonrasında tüp bebek tedavisinin başarısını olumsuz yönde etkileyebilecek endometrial polip, çikolata kisti, hidrosalpinks denilen tüplerde sıvı birikmesi durumu, rahim içinde yapışıklık ya da sıvı birikmesi gibi durumlar önceden tespit edilip gerekli tedavisi yapılmaktadır.

2- Baskılama Tedavisi:

Adetin belirli döneminde yumurta geliştirme tedavisi için  muayene randevusu verilir. Tedaviye başlamadan önce bazen bütün yumurta keseciklerini eş boyuta getirmek için yumurta baskılama yöntemi kullanılabilir. Baskılama yönteminde  bazen Gnrh agonistleri kullanılırken bazen de doğum kontrol hapları ya da östrojen hapları kullanılabilir. Buradaki amaç yumurta geliştirici tedaviye bütün yumurta foliküllerinin eşit düzeyde cevap vererek nihai dönemde yani yumurta geliştirici tedavi bittiğinde her bir keseciğin yakın veya eş boyutta olmasını sağlamaktır. Böylelikle  yumurtaların büyük bir çoğunluğunun aynı olgunlukta olması sağlanır Bu tedaviye supresyon veya Priming tedavisi denmektedir. Baskılama tedavisinin bir diğer faydası da özellikle bilinen ya da bilinmeyen endometriozis hastalarında endometriotik odakların baskılanması ve tedavinin etkinliğini arttırması olarak sayılabilir . 

3- Yumurta geliştirici tedavi:

Tedavi şekline göre değişmekle beraber bu aşama yaklaşık olarak 15 gün sürmektedir. Normalde beyindeki hipofiz bezi denen bölgeden salınan ve yumurtalıklardaki folikülleri büyütmeye yarayan FSH Hormonu sayesinde her iki yumurtalıkta da toplam 1 tane folikül gelişmesi olur, yumurtalık içindeki diğer foliküller büyümeyip gerileyerek olgun yumurta oluşturmazlar, sadece bir tane yumurta oluşur diğer foliküller küçülerek kaybolurlar. Aslında her ay seçilmeyi bekleyen yaklaşık 8 ile 14 arasında yumurta folikülü bulunmakta ancak fizyolojik yapımız nedeniyle bunların içinden sadece biri olgunlaşmaktadır. 

Tüp bebek tedavisindeki yumurta geliştirici tedavide ise beyinden salınan FSH hormonunun aynısı ilaçlar şeklinde verilir. Ancak verilen FSH hormonu normalin üst seviyelerindedir. 

Bu sayede normalde 1 yumurta cevap verecek iken, o ay cevap verebilecek bütün yumurtaların cevap vermesi ve olgunlaşması hedeflenir.

Nihayetinde tüp bebek tedavisinde amaç aynı ay içerisinde elde edilebilecek maksimum düzeyde yumurta elde etmektir. Böylelikle maksimum sayıdaki yumurta hücresi maksimum sayıda spermle döllenerek maksimum sayıda embriyo elde edilir ve gebe kalma olasılığı kümülatif olarak yani tedavi sonunda oldukça artırılır.

Burada kullanılacak FSH hormonu gibi tedaviler kişiye göre, yumurtalık rezervine göre, daha önceki tüp bebek tedavisinde  kullanılan dozlara ve kiloya göre hesaplanır.

Buradaki amaç yumurtadaki tüm yumurta hücrelerinin optimum şekilde cevap vermesini sağlamaktır. Yani hastaya gereğinden az dozda tedavi verilirse eğer istenilen sayıda ve beklenilen yumurta sayısı elde edilemeyecek ve yumurta eldesi düşecektir.

Polikistik over sendromunda ise normalden fazla doz verilirse aşırı cevap oluşarak OHSS  riski artacaktır.

4- Son Olgunlaştırıcı Çatlatma İğnesi: 

Yaklaşık 10-15 gün süren yumurta geliştirici tedavi sonrası büyüyen yumurtalık folikülleri olgun halleri olan 18-20 milimetre çapa ulaştıklarında içlerindeki olgun olmayan yumurtaları olgun yumurta haline çevirecek olan beyindeki lüteinizan hormonu taklit eden HCG ve benzeri ilaçlar ile çatlatma işlemi yapılır. Çatlatma iğnesi yapıldıktan yaklaşık olarak 40-45 saat sonra normalde yumurta folikülleri çatlayarak tüpe doğru dökülürler ya da folikül keselerinin içine kanama olur ve folikül keseleri pıhtılaşır. Bu süre beklenilmeden foliküllerdeki yumurtalar toplanılmalıdır.

Çatlatma iğnesi sonrası yaklaşık olarak olgun yumurta gelişmesi için gereken süre 36 saattir bu sürede yumurta çatlamadan hastaya müdehale yapılarak OPU işlemi (yumurta toplanması) uygulanır. Foliküllerin içine ince bir iğne ile (OPU iğnesi) girilerek kese içindeki yumurtalar toplanır. 

5- Yumurta Toplanması (OPU): 

Yumurta toplanması genel veya lokal anestezi ile vajinal yoldan ultrason yardımıyla iğne ile yumurtalığa ulaşılıp yumurtalık üzerindeki keseciklerden yumurta hücrelerinin toplanması işlemidirYumurta toplanması toplanacak yumurta sayısına bağlı olarak yaklaşık 10-15 dakika sürer. Anestezi altında olan bu işlemde hasta ağrı ve acı duymaz. Lokal olarak uyuşturularak da opu işlemi yapılabilir ancak çok konforlu olmadığı için genellikle önerilmemektedir. 

Ameliyathane kıyafetleri giymiş bir şekilde ameliyathaneye geçilir. Burada doktor hemşire embriyolog ve anestezi uzmanı bulunur. Anestezi öncesinde kimlik bilgileriniz doğrulanır, ilaçlarınızın doğru zamanda ve doğru şekilde yapıldığı tekrar kontrol edilir, hastalıklarınız, alerjinizin olup olmadığı ve tahlilleriniz kontrol edildikten sonra anestezi işlemi ile derin bir uyku sağlanır. 

Jinekolojik muayene pozisyonunda opu işlemi yapılmadan önce üzeriniz steril örtülerle örtülür, vajina temizliği ve ultrasonla yumurtalıklarınızın kontrolü yapılır. Daha sonra yumurta toplama iğnesi ile yumurta keseciklerine girilerek yumurtalar aspire edilir ve laboratuvara gönderilir, işlem yaklaşık 10-15 dakika sürer işlem bittikten sonra anesteziden uyanma sağlanır bundan sonra eşiniz sperm verme odasında sperm verecektir. Eşinizin sperm verme şekli mastürbasyon yöntemi ile olacaktır Mastürbasyon yöntemi ile sperm veremeyecek kişiler veya bu yöntemle sperm elde edilemeyen durumlarda cerrahi olarak sperm elde etme işlemi yani mikro tese operasyonu yapılmaktadır. 

Hem eşinizin hem de sizin cerrahi operasyon öncesinde yaklaşık olarak 6 saat aç ve susuz olmanız gerekmektedir.

Yumurta toplama işleminden yaklaşık olarak 2 saat sonra odada dinlenmenin ardından kullanacağınız ilaçlar reçete edilerek size anlatılır ve taburcu edilirsiniz. Yumurta toplanan gün evde dinlenerek geçirmeniz işe gitmemeniz önerilir. Yumurta toplanan gün hafif veya sıvı gıdalarla beslenmeniz tercih edilmelidir.

6-Laboratuvar Aşaması (Mikroenjeksiyon): 

Toplanan yumurtalar alınan spermler ile mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenir. 1 gün sonra döllenme durumları tespit edilir ve yumurtalardan yüzde kaçının döllendiği  konusunda size ve doktorunuza bilgi verilir. Yüksek düzeyde döllenme olması durumunda büyük olasılıkla embriyolar 5 güne kadar büyütülür. Bu büyütme sırasında laboratuvar ortamında uygun hava sıcaklık ve sıvı koşulları sağlanır. Embriyolar 24 saat gözlemlendikleri embriyoskop denen kapalı alanlarda saklanırlar, aynı zamanda Time lapse görüntüleme yöntemi kullanılır. Bu sayede embriyoların saniye saniye gelişimleri takip edilebilir.

7-Embriyo Transferi: 

Yumurta toplandıktan yaklaşık olarak 2-3-4 veya 5. gün laboratuvarda  bekleyen embriyolarınız rahim içine transfer edilmeye hazır hale gelir. Yumurta toplama işleminden sonra size başlanan rahim iç zarını hazırlayan ve bebeğin tutunmasını kolaylaştıran ilaçlar sayesinde rahim içine konan embriyoların tutunması daha da kolaylaşacaktır. 

Embriyo transferi günü size söylenen saatte idrara sıkışık bir şekilde eşinizle beraber klinikte olmanız gerekmektedir. Embriyo transfer günü vajinal yoldan kullanacağınız ilaçlara transfer saatinden sonra kullanmak üzere ara verebilirsiniz, yani sabahki vajinal dozu atlayabilirsiniz.

Embriyo transferi işlemi yumurta toplaması yapılan salonda bu sefer anestezi altında olmadan sessiz bir ortamda ve yaklaşık olarak 5 dakika süren ağrısız bir işlemdir.Transfer sırasında ultrasonla daha net görüntü alabilmek için idrara sıkışık olmanız önemlidir. 

Transfer öncesi vajina temizliği yapıldıktan sonra ultrason eşliğinde rahim ağzına dış kateter yerleştirilir daha sonra embriyologunuzun iç kateter ile embriyoları getirmesi söylenir, embriyolar kimliğiniz onayladıktan sonra doktorunuza teslim edilir. Doktorunuz ise ultrason eşliğinde embriyolarınızı rahim içine nazikçe bırakır.

Geride kalan embriyonuz varsa daha sonra kullanmak üzere sıvı azot içerisinde yaklaşık 5 yıl boyunca saklanabilmektedir.

Tüp bebek transferinden sonra yaklaşık bir saat klinikte dinlenmeniz sağlanır, kullanacağınız ilaçlar tarif edildikten sonra taburcu edilirsiniz. Yaklaşık 10-12 gün sonra gebelik testi için randevu verilir.

Tüp Bebek Fiyatları 

İstanbul Tüp bebek fiyatları yaklaşık olarak tüm Türkiye genelinde ortalama olarak benzer düzeydedir. 2020 yılı için merkezlere göre değişmekle beraber 8-10 bin lira bandındadır. Fiyatlar merkezin kullandığı teknolojik ekipmana merkezin deneyim süresine ve kliniğin bulunduğu coğrafi bölgeye göre değişmektedir. Örnek verecek olursak Anadolu’daki merkezler de fiyatlar bir miktar daha düşük olabilirken İstanbul’un lüks semtlerindeki tüp bebek merkezlerinde teknolojik ekipman, deneyim ve otelcilik hizmetlerinin bir miktar daha iyi olduğu düşünülürse fiyatın bir miktar daha yüksek olması şaşırtıcı olmayacaktır.

Tüp bebek tedavisi hizmeti satın alırken yapmanız gereken size sunulan hizmetin içeriğinin detaylı olarak bilinmesi aynı zamanda kliniğin canlı doğum oranlarının iyi düzeyde olup olmadığının öğrenilmesi son derece önemlidir.

Her zaman pahalı ve lüks olan tedavinin en iyi sonuçlara ulaşacağı diye bir genelleme yapılması doğru olmaz.

Ayrıca sizin tedavinizde kullanılması gerekmeyen ve önerilen bazı uygulamaların başarı üzerindeki etkisini muhakkak doktorunuzla konuşun. Unutmayın tüp bebek tedavisinin başarısı maliyetiyle değil uygun tedavi ve emek ile doğru orantılıdır.. 

Tüp Bebek Tutunma Belirtileri

Acaba tüp bebek tutunma belirtileri embriyonun rahim içine konulduğu günden sonra anne vücudunda oluşan bir takım değişikliklerin fark edilmesi yoluyla saptanabilir mi?  Tüp bebek tutunma belirtileri gebelik testinden önce ortaya çıkan bulantı, kusma, kasık ağrısı, baskı, ödem, iştah kaybı ya da iştah artışı gibi belirtilerle anlaşılabilir mi? Bu oldukça merak edilen bir konudur.

 Tüp bebek transferi yapılan kişilerin bir kısmında gerçekten de daha gebelik testi pozitif olmadan birtakım belirtiler gösterdiği düşünülmektedir.

 Bazı kadınlar tüp bebek tutunma belirtileri olarak transferin 4. veya 5. gününde kasık ağrısından şikayet  edebilmektedir.

Bazı kişilerde tüp bebek tutunması çok az miktarda lekelenmeye sebep olabilmektedir. 

Embriyo oluşturulması normal şartlar altında yumurtlama döneminde ilişkiye girdikten sonra vajinaya atılan spermlerden bir tanesini vajina, rahim ağzı, rahim içi ve tüplerden birinden yolculuk yaparak çatlamış ve tüp tarafından alınmış yumurtanın tüpün içinde döllenmesi ile oluşan doğal bir süreçtir. Doğal yolla oluşan bu embriyo oluşumu annenin vücudundaki oksijen karbondioksit oranı, vücut ph durumu, kan akımı gibi parametrelerin en uygun düzeyde olması ile gerçekleşir. Vücudumuz sağlıklı ise tüm bu süreçler biz hiçbir şey yapmadan kendiliğinden gerçekleşmektedir. Ancak bunların gerçekleşmediği durumda vücudun doğal yolla yaptığı bu işlemleri laboratuvar ortamında tüp bebek yöntemiyle yapmak gerekir. Yumurta ve sperm laboratuvar ortamında birleştirilip döllenir oluşturulan embriyolar uygun gün ve durumda rahim içine transfer edilir.

Tüp bebek transferinden sonra hemen ilk dakikalarda çok az bir şekilde kasık ağrısı olması yapılan işleme bağlı sıvı şeklinde bir akıntı ve bir miktar lekelenme olması görülebilen bir durumdur transfer işlemini bağlı bir problemi göstermez. Transfer sonrası dinlenme odasında Beklerken heyecanlı olmanız normaldir Bu aşamadan sonra yapmanız gereken şey ilaçlarınızı tarif edildiği şekilde kullanmak olmalıdır.

Transferden 1 gün sonra günlük hayatınızdaki aktiviteleri yapabilirsiniz. Ancak aşırı egzersiz, uzun süreli koşu, yürüyüş profesyonel sporlar, çok ağır yük kaldırma gibi etkinliklerden uzak durmanız gerekmektedir.

Genellikle transferden yaklaşık 5 gün sonra embriyonuzun dış katmanında yerleşen ve tutunmayı sağlayan trofoblast denen hücreler rahim iç zarı denen endometriuma tutunmuş olur ve bu tutunmayı sağlayan trofoblast hücrelerinden Beta HCG hormonu üretilmeye başlar, bu arada bir lekelenme ya da kasık ağrısı olması tutunma belirtisi olabilir. Ancak bu dönemde kandan ya da idrardan bakılan gebelik testi gebelik olmasına rağmen pozitif çıkmayabilir. Transferden sonra oldukça sabırsız olmak günlerin geçmemesi düşüncesi, sonucunun ne olacağını sürekli düşünüp durmak sadece sizde değil neredeyse tüm transfer yapılan hastalarda görülen davranışlardır. Uzun ve yorucu bir tedavinin ardından artık her şey için son düzlüğe girilmiştir. Her şey yolunda ise yapılan tedavi sonrası oluşturulan embriyolarınız kaliteli ve transfer işlemi başarılı geçti ise ve ilaçlarınızı kullanmaya devam ediyorsanız yaklaşık olarak embriyonun rahim içine tutunması ve gebelik oluşumu %50-60 oranında gerçekleşecektir.

Embriyo rahim içine konduğunda 

  • Rahim iç zarı ile embriyo arasında herhangi bir uyuşmazlık olması 
  • Rahim iç zarındaki reseptif durumun embriyoya uygun olmaması 
  • Endometrium gününün embriyo ile uyumlu olmaması ya da 
  • Embriyonun tutunmasını etkileyebilecek rahim içinde ya da tüplerde sıvı birikmesi olması 
  • Endometrium tabakasının kanlanmasında ki bozukluklar veya 
  • Embriyonun yaşamına devam etmemesi sonucu 

bir grup hastada transfer sonrası olumsuz sonuç alınabilir.

OP DR SERTAN AKSU

TÜP BEBEK